Browsing Category

Haftalık Yazılar

haftalık yazilar

Haftalık Yazılar

Zengin ve Mutlu olmak için

Afrika ‘ da yaklaşık 54 ülke var, bu kıtada yaşayan insan sayısı ise yaklaşık 1 milyar ve bu 1 milyar insanın üretebildiği toplam milli gelir ( Milli Gelir = Kabaca bir ülkenin bir yıl içerisinde ürettiği toplam mal ve hizmetlerin parasal değeri ) yaklaşık 2 Triyon dolar’dır.

Buna karşılık,

Almanya’nın nüfusu yaklaşık 82 milyon, toplam yıllık milli gelirleri ise yine yaklaşık 4 Trilyon dolar’dır. Buna göre Almanya, Afrika ülkelerinin toplam nüfusunun sadece %8si ile, bu 54 ülkenin toplamından yaklaşık 2 kat fazla bir milli gelire sahiptir.

Japonya’nın nüfusu yaklaşık 128 milyon, toplam yıllık milli gelirleri ise yine yaklaşık 5 Triyon dolar’ dır. Buna göre Japonya, Afrika ülkelerinin toplam nüfusunun sadece %13ü ile, bu 43 ülkenin toplamından yaklaşık 2,5 kat daha fazla bir milli gelire sahiptir.

Toplam nufusu yaklaşık 38 milyon olan Belçika, İsveç ve Hollanda’nın toplam milli gelirleri yaklaşık tıpkı Afrikadaki 54 ülkenin toplamı kadar yani yaklaşık 2 Triyon dolar’dır. Bu 3 ülke, 38 milyon insan kaynağı ile, yaklaşık 54 ülke ve yaklaşık toplam 1 milyar nufusa sahip Afrika ülkelerinin tümünün üretebildikleri milli gelirlerini, Afrika nüfusunun sadece %4’ü  kadar bir insan kaynağı ile elde edebilmektedirler.

Türkiye ‘ ye baktığımızda ise örneğin yaklaşık Almanya kadar bir nüfusa sahip olmamıza rağmen Almanya’nın sadece yaklaşık beşte biri ( 1/5 ) kadar bir milli gelire sahibiz. Bu veri bir anlamda Alman insan kaynağının Türk insan kaynağından 5 kat daha verimli mal ve hizmet üretimine sahip olduğunun ifadesi olabilir. ( Kaynak: Dünya Bankası 2018 verisinden derlenmiştir. )

Demekki herhangi bir ülkede yaşayan insanların zenginlik, refah ve mutluluk kavramları ile pozitif yönde bir ilişkilerinin olabilmesi için o ülke nüfusunun ne kadar kalabalık olduğu değil fakat o ülkede yaşayan bireylerin hangi niteliklere sahip oldukları önemli imiş.

Birleşmiş Milletler 2019 Yılı Dünya Mutluluk Raporu ilk 20 ülke içerisinde Almanya, Belçika, Hollanda ve İsveç varlar, peki Türkiye bu ilk 20 içerisindemi ? Hayır değil… peki ilk 30 yada 40 yada 50 yada 60 yada 70 içerisindemi ? hayır değil … Malezya’nın bir üstünde 79. sıradayız.

Dolayısı ile, gerçek odur ki, gelişmiş ülkeler düzeyindeki bir verim ile üretmeden hiçbir ülkede zengin ve mutlu bir toplumdan bahis edilemiyor. Verimli bir üretimin ise tek bir anahtarı var; toplumdaki her bireyin ulaşabileceği pozitif bilim odaklı bir eğitim,  eksiksiz demokrasi, laiklik ve hukukun/adaletin egemen olduğu sosyal bir devlet.

İşte o zaman artık çocuk gelinlerimiz olmayacak, kadınlarımız dövülmeyecek, işkence görmeyecek ve öldürülmeyecekler; işte o zaman yalancıların, hırsızların, tembellerin, ahlaksızların, yobazların, din tüccarlarının ve benzerlerinin toplumumuzda etkin bir rol oynamaları mümkün olmayacak; işte o zaman bu topraklarda halen özgürce nefes alabilmemizi sağlamış olan Şehit ve Gazi’lerimize bugünkünden çok daha fazla saygı ve minnet duyabileceğiz ve işte ancak o zaman her bakımdan zenginlik ve mutluluk kavramları bizim insanımız içinde bugünkünden daha fazla hissedilebilir ve dokunulabilir kavramlar olacaktır.

Siteyi yada herhangi bir yazının içeriğini beğendi iseniz lütfen arkadaşlarınız ile paylaşınız, böylece başkaları da sitedeki yazıları okuma fırsatı bulabilir.

Haftalık Yazılar

İyilik, nezaket ve lüzum

Münir Üstin ‘’ Söz ağızdan çıkmadan önce üç kapıdan geçmelidir; İyilik, Nezaket ve Lüzum. ‘’ yazmış ve ne güzel yazmış. Sanırım demek istiyorki ”Ağızımızdan çıkan kelimeler, eleştirel olunduğunda da iyiliğe hizmet edebilir, nezaketle sarf edilebilir ve eğer o sözlerin içeriğinde iyilik, nezaket yok ise ve/veya söz söylemek için lüzum yoksa, sus o zaman …” 

Peki ya susmak …

Mevlana Celaleddin Rumi ‘’ Anladımki susmak bir cüsse işi, derin denizlerin işi … ‘’ demiştir. Çünkü o biliyordu ki; sözdür ki sahibi, ancak o sözü henüz söylememiş olandır.

Kolaymı söz ağızdan çıkmadan o 3 kapıdan geçmek ? HAYIR …

Peki en azından ekseriyetle, söz ağızdan çıkmadan o 3 kapıyı  hatırlayabilirmiyiz ? EVET, EVET, EVET …

Yine Mevlana Celaleddin Rumi ne güzel söylemiş ;

Şu çeşmenin haline bak, su içecek tası yok. Kırma insan kalbini, yapacak ustası yok.

Ya Ajda Pekkan ‘ ın hepimizin bildiği şarkısındaki Fikret Şeneş’ in sözleri ;

Hoşgör sen affet gitsin aldırma, büyüklük sende kalsın sonunda, sen sarıl o sana sarılmazsa, sen unut unutmazsa,

Hangimiz uğramadık sanki haksızlıklara, pişman oluyor herkes sonra yaptıklarına, esir olma boş yere gururuna.

Olacak elbet hak etmediklerini düşündüklerimiz. Kabuğu parlak, içi kokuşmuş  milyonlarca insan var ve evet maalesef bu dünyada adaletin tüm insanlar için eşit olarak dağıtılmadığını anlayabilmek için çok akıllı olmak gerekmez. Bu dünyada ne fırsatlar, ne mutluluklar ne de ızdıraplar eşit dağıtılmışlardır. Ve benim bu konu hakkında tüm söyleyebileceğim şudurki; ‘’umarım vardır elbet bir nedeni …‘’.

Yine de herşeye rağmen iyiye doğru mücadeleden vaz geçmemeye gayret etmeli ve ne eksik ne de fazla, tam da söylenmesi gereken; iyilikle, nezaketle ve lüzumunda söylenmeli diye düşünenlerdenim.

Siteyi yada herhangi bir yazının içeriğini beğendi iseniz lütfen arkadaşlarınız ile paylaşınız, böylece başkaları da sitedeki yazıları okuma fırsatı bulabilir.

Kalın sağlıcakla…

Haftalık Yazılar

Lavoisier gülerek iki kez göz kırptı…

Kimya biliminin dehası Lavoisier’ in, asıl eğitimi hukuktu ve Paris Barosu”na kayıtlı bir avukattı. Bilimsel gözlem ve yorum üzerine yaptığı konuşmaları nedeniyle bütün dünyada ün kazanmıştı. Bilimi / Aklı reddeden yobazları gösterip “Bu kelleler hiçbir şeye yaramaz” dediği için tutuklandı. Aynı gün yargılanıp, giyotinle ölüme mahkûm edildi.

Continue Reading

Haftalık Yazılar

ÇIĞLIK

Kız çocuklarımız alınıp satıldığında,

o çirkin ruhlar, çirkin elleri ile kız çocuklarımıza dokunduklarında,

o narin, küçücük kız çocuklarının ruhlarından çıkan kocaman çığlıkları duyduğumuzda,

çektikleri acılara artık dayanamadıklarını ve kısacık yaşamlarına kimi zaman bir silah ile kimi zaman yükseklerden atlayarak son verdiklerini öğrendiğimizde,

Continue Reading

Haftalık Yazılar

çorbada tuzun olsun

Çorbada tuzun olsun derneğinin her gün sokakta yaşamak zorunda olanlar için kendi elleri ile yaptıkları o sıcacık, tertemiz, çok lezzetli mercimek çorbasının arkasında yürekleri de sımsıcak gencecik insanlar var.

Dün gece iki arkadaşım ile birlikte katkı vermek için uğradık. Sağolsunlar tertemiz yürekleri ve samimiyetleri ile karşıladılar bizleri ve hemen gördük ki, pişmekte olan o mis gibi mercimek çorbasının kokusu tıpki ana kucağı gibi oradaki herkesi sarıp sarmalıyordu.

Continue Reading

Haftalık Yazılar

Şimdi Seçim Zamanı

CANIM Türkiyem, şimdi seçim zamanı …

İDEOLOJİnin değil AKILın kazandığı, AZINLIKLARın değil tümden VATANIMIZın/HALKIMIZın , daha çok YOKSUNların ve YOKSULların kazandığı, ekseriyet ile huzurlu, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına TAM saygılı, TAM demokratik, TAM lâik ve TAM sosyal bir hukuk devleti idealimize her geçen gün daha fazla yaklaşan bir Türkiye dilerim…

Herkim ki yukarıdaki paragraftaki TÜRKİYE’yi arar, onun için çalışır ve onu hayal eder, işte o zaman şimdi iyi düşün arkadaşım. Bağlı olduğun ideoloji yada Lider kaynaklı değil fakat 100binlerce vatan evladının kanları ile sen Vatan toprağına VATANIM diyerek ayak basabilesin diye suladığı ve halen sulamakta olduğu topraklarımızın geleceği için oyunu kullan.

Evet, MUTLAKA OYUNU KULLAN … çünkü ecdadın, sen, senin evlatların ve onların da nesilleri Vatanım diyebilesinler diye erkenden toprağa giren 100binlercesi de seni izliyor olacaklar.

Haftalık Yazılar

Zor günler

Bir kez daha olağanüstü günlerden geçiyoruz, umarım bu son olur ve artık atılması gerekli adımları bir bütün olarak atmaya başlayabiliriz.

LAİK, DEMOKRATİK, SOSYAL bir HUKUK devleti  ana kavramları oldukları yerde duruyorlar. Ellerimizi bu kavramlara samimiyetle uzattığımızda ve o kavramları içselleştirdiğimizde, bu sonsuz travmalardan kurtulabiliriz ve işte o zaman bir tek masum yıldız bile kayıp gitmez… gitmesin artık… çünkü en önemlilerimiz ve geleceğimiz olan çocuklarımızın/gençlerimizin hiç kabahatleri yok bu olup bitenlerden, artık geç olmadan ve canımız Vatanımız parçalanmadan bu ihmallere bir son vermemin tam zamanıdır… ATATÜRK’ ün gençlerimiz ile ilgili sözlerine kulak verelim  …

Continue Reading

Haftalık Yazılar

Vicdan

‘’ Vicdan içinde bulunduğumuz toplumun ekseriyetinin ahlak kalitesi ile doğrudan ilintili bir kavramdır, bu kalite manipule edilebilir ve toplumun kalan diğer bireylerine hızla transfer edilebilir. ‘’

Bir toplumda 9-12 yaşlarında kız çocukları evlendirilebiliyor yani satılabiliyorsa, o minicik bedenlere/ruhlara dokunmaya cüret edebilen 1,000lerce hasta ruh cezalandırılamıyorsa, bu vahşet 100 yıllardır engellenmiyor/engellenemiyorsa ve o toplumun tüm birikimleri bu çocukları kurtaramıyorsa yada kurtarılmaları için yeterli vicdani/ahlaki birikim YOK ise,

o toplumdaki kadınların ekseriyeti bilinçli bir şekilde değersizleştiriliyor, zihinleri kırbaçlanıyor ve bilimsel temelli eğitimden/öğretimden yine bilinçli olarak uzak bırakılıyorsa,

Continue Reading

Haftalık Yazılar

Orta Zekalılar Cenneti ve çocuklarımız

Sevgili Zülfü Livaneli, Orta Zekalılar Cenneti romanında, zeki insan ile kurnaz insan arasındaki çelişkiden bahsediyor.

Yine aynı romanda Eugene Ionesco ‘ nun Gergedan oyunundan bahsediyor. Oyundaki karakterlerin bir gün alınlarının üzerlerinde duydukları kaşıntı ile hastalanmaya başladıkları ve bu sürecin sonunda alınlarının tam ortasında çıkan bir boynuz ile nasıl taçlandırıldıkları anlatılır. Sonunda gergedanlar normal insanlardan daha çok olunca, boynuzlular normal, boynuzu olmayan insanlar ise anormal sayılmaya başlarlar, çünkü artık çoğunluk gergedan olmuştur.

Continue Reading