Browsing Tag

mutluluk

Haftalık Yazılar

Orta Zekalılar Cenneti ve çocuklarımız

Sevgili Zülfü Livaneli, Orta Zekalılar Cenneti romanında, zeki insan ile kurnaz insan arasındaki çelişkiden bahsediyor.

Yine aynı romanda Eugene Ionesco ‘ nun Gergedan oyunundan bahsediyor. Oyundaki karakterlerin bir gün alınlarının üzerlerinde duydukları kaşıntı ile hastalanmaya başladıkları ve bu sürecin sonunda alınlarının tam ortasında çıkan bir boynuz ile nasıl taçlandırıldıkları anlatılır. Sonunda gergedanlar normal insanlardan daha çok olunca, boynuzlular normal, boynuzu olmayan insanlar ise anormal sayılmaya başlarlar, çünkü artık çoğunluk gergedan olmuştur.

Continue Reading

İç ve dış dünyalarımız

İş Hayatımız

İş hayatımız.

Mutsuz bir iş yaşamı, bizleri malesef mutsuz bir birey ve mutsuz bir aile yaşamı sokağına çıkarıyor.

Hiçbir şirkette mükemmel yöneticiler veya mükemmel çalışanlar yoktur. Çalışanlar ve yöneticiler daima siyah ve beyazın arasında bir yerlerdedir. Çalışanların beyaza mı yoksa siyaha mı daha yakın olacaklarına ise onların seçim süreçlerinden başlamak üzere şirketlerin üst yönetiminin hedefleri, tutumları, birikimleri ve yönetim kurullarının yöneticilerine davul ile birlikte nasıl bir tokmak vermek istedikleri ile orantılıdır.

Bence iyi bir şirket sahibi veya yöneticilerin öncelikle yaptıkları işler ile bağlantılı doğuştan bir takım yeteneklere sahip olmaları gerekir. Fakat sadece bu yetenekler hiç kimseyi iyi bir şirket sahibi yada yönetici yapmaz. Şirket sahiplerinin ve yöneticilerin önce iyi bir altyapıya daha sonra konularında uzmanlığa sahip olmaları ve ilaveten zaman alacak tecrübelerden geçmeleri ve zaman içerisinde pişmeleri gerekir.

Bu yolculukta şirket sahiplerinin, yönetici ve yönetici adaylarının, öncelikle çok çalışmaları, sürekli kendilerini yenilemeleri, dogmalara saplanmamaları, konuşmaktan daha çok dinlemeleri, araştırmaları, kendilerini hiç bıkıp usanmadan eğitmeleri, mümkün olduğunca az kirlenmeleri, cesur olmaları, risk alabilir olmaları ve yaptıkları hatalardan sürekli ve yaratıcı bir şekilde ders almaları gerekecektir. Herşeyi kendinizce doğru da yapsanız yetmeyebilir, zaman zaman başarısız olabilirsiniz çünkü biraz şansın da yanınızda olması gerekecektir.

Dikkat edin, bir çoğumuz yükselmek ve daha fazla güç için az ya da çok fedakârlıklar yapıyor ve yükseklerdeki sorunları daima göz ardı etme eğilimindeyizdir. Ben bu sorumlulukların altında ezilen birçok şirket sahibi ve üst düzey yönetici tanıdım ve tüm bu yükselme süreçlerinde hem kendilerine, hem kurumlarına, hem de orada görevli diğer bireylere çok zarar verdiler maalesef. Ve yıllar süren çaba ardından, istediklerini düşündükleri “makama” sahip olmuşlar fakat hiç ama hiç mutlu olamamışlardı. Bu arada yaşamın önemli bir kısmı da akıp gitmişti ellerinden.

Neden mi?

Continue Reading

İç ve dış dünyalarımız

Sosyal Hayatımız

Ben sanıyorum ki, bizler yaşam dediğimiz oyunu oynar iken farklı farklı kişilik maskeleri kullanıyoruz ve gerçek kimliğimiz zaman zaman gölgelenmiş oluyor. Sosyal hayat maskelerinin tipleri bulunduğumuz duruma ve görünmek istediğimiz karaktere göre değişiyor. Ve böylece bu maskeler gerçekleri saklıyor ve kendimize biçtiğimiz rollerimizin birer yansıtıcısı oluyorlar.

Hatta çoğunlukla egolarımız, “yüz ifadelerimiz” oluyorlar ve zaman zaman gerçek bizin o maskeler olduğumuza inandırıyoruz kendimizi. Çünkü o maskeler en çok süslenmiş, parlatılmış ve amaca uygun olarak hazırlanılarak ortaya çıkarılmış olanlardır. Ve hatta maskelerin yüzleri monoton değil dinamik oluyorlar ve gerçek hissettiklerimizi, söylemek ve yapmak istediklerimizi çoğunluk ile maskeliyorlar, çünkü işleri budur onların. Böylemi olmalı acaba ? bunu siz cevaplamalısınız …

“Bu maskeleri toptan çıkarıp atın” yazanları okuyor ve böyle düşünenler ile karşılaşıyorum. Bence çoğumuz için tümden maskesiz olmak imkânsızdır fakat sanırım asıl mesele; bu maskelerin hangi amaçlar için, ne kadar süre için, nasıl ve ne sıklıkta kullanıldıklarıdır?

“Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.” ,

Mevlana

İnanıyorumki ...

İnanıyorumki …

İnanıyorumki bir tek yaşam sanırım kısacık süren fakat kocaman bir tecrübedir. Zamanımızda bilgiye ve düşünceye bu kadar kolay erişilebilen bizler, onları incelemek, gerçekliklerini kontrol etmek ve yorumlamak için yeterli zamanı maalesef ayıramıyoruz. İlk gelenleri oldukları gibi kabullenmek güncel hastalığımız maalesef.

Continue Reading