Browsing Tag

iş yaşamındaki mutluluk

İç ve dış dünyalarımız

İş Hayatımız

İş hayatımız.

Mutsuz bir iş yaşamı, bizleri malesef mutsuz bir birey ve mutsuz bir aile yaşamı sokağına çıkarıyor.

Hiçbir şirkette mükemmel yöneticiler veya mükemmel çalışanlar yoktur. Çalışanlar ve yöneticiler daima siyah ve beyazın arasında bir yerlerdedir. Çalışanların beyaza mı yoksa siyaha mı daha yakın olacaklarına ise onların seçim süreçlerinden başlamak üzere şirketlerin üst yönetiminin hedefleri, tutumları, birikimleri ve yönetim kurullarının yöneticilerine davul ile birlikte nasıl bir tokmak vermek istedikleri ile orantılıdır.

Bence iyi bir şirket sahibi veya yöneticilerin öncelikle yaptıkları işler ile bağlantılı doğuştan bir takım yeteneklere sahip olmaları gerekir. Fakat sadece bu yetenekler hiç kimseyi iyi bir şirket sahibi yada yönetici yapmaz. Şirket sahiplerinin ve yöneticilerin önce iyi bir altyapıya daha sonra konularında uzmanlığa sahip olmaları ve ilaveten zaman alacak tecrübelerden geçmeleri ve zaman içerisinde pişmeleri gerekir.

Bu yolculukta şirket sahiplerinin, yönetici ve yönetici adaylarının, öncelikle çok çalışmaları, sürekli kendilerini yenilemeleri, dogmalara saplanmamaları, konuşmaktan daha çok dinlemeleri, araştırmaları, kendilerini hiç bıkıp usanmadan eğitmeleri, mümkün olduğunca az kirlenmeleri, cesur olmaları, risk alabilir olmaları ve yaptıkları hatalardan sürekli ve yaratıcı bir şekilde ders almaları gerekecektir. Herşeyi kendinizce doğru da yapsanız yetmeyebilir, zaman zaman başarısız olabilirsiniz çünkü biraz şansın da yanınızda olması gerekecektir.

Dikkat edin, bir çoğumuz yükselmek ve daha fazla güç için az ya da çok fedakârlıklar yapıyor ve yükseklerdeki sorunları daima göz ardı etme eğilimindeyizdir. Ben bu sorumlulukların altında ezilen birçok şirket sahibi ve üst düzey yönetici tanıdım ve tüm bu yükselme süreçlerinde hem kendilerine, hem kurumlarına, hem de orada görevli diğer bireylere çok zarar verdiler maalesef. Ve yıllar süren çaba ardından, istediklerini düşündükleri “makama” sahip olmuşlar fakat hiç ama hiç mutlu olamamışlardı. Bu arada yaşamın önemli bir kısmı da akıp gitmişti ellerinden.

Neden mi?

Continue Reading