Haftalık Yazılar

Orta Zekalılar Cenneti ve çocuklarımız

Sevgili Zülfü Livaneli, Orta Zekalılar Cenneti romanında, zeki insan ile kurnaz insan arasındaki çelişkiden bahsediyor.

Yine aynı romanda Eugene Ionesco ‘ nun Gergedan oyunundan bahsediyor. Oyundaki karakterlerin bir gün alınlarının üzerlerinde duydukları kaşıntı ile hastalanmaya başladıkları ve bu sürecin sonunda alınlarının tam ortasında çıkan bir boynuz ile nasıl taçlandırıldıkları anlatılır. Sonunda gergedanlar normal insanlardan daha çok olunca, boynuzlular normal, boynuzu olmayan insanlar ise anormal sayılmaya başlarlar, çünkü artık çoğunluk gergedan olmuştur.

Benzer bir anonim hikaye de ben hatırlıyorum. Köyün birinde, suyun kısa bir süre sonra zehirleneceği, bu suyun insanları delirteceği ve su zehirlenmeden önce stok yapılması gereği halka anlatılır. Herkes kendi imkanları ölçüsünde temiz su stoklar ve fakat en çok stoğu tabiiki Kral yapabilmiştir. Halkın stokladığı sular en fakirinden en zenginine doğru yavaş yavaş biter, halk birer birer zehirli sudan içmek mecburiyetinde kalır ve hepsi delirirler. Kral çok fazla su stoklamıştır, halen temiz suyu vardır ve şehrin tek akıllısı olarak kalmıştır. Önce halkını bir süre izler, sonra kendi isteği ile zehirlenmiş sudan içer ve o da delirirek halkının içerisine karışır.  Çünkü farketmiştir ki, tek bir akıllı, toplumda akıllı olarak algılanmaz ve o da zehirli suyu içer ve deliliği tercih eder.

Ya Kafka ‘ nın Dönüşüm romanındaki hikaye, gerçekten muhteşem bir hikayedir. Romandaki karakter, bir sabah kendisini dev bir böceğe dönüşmüş bulur ve bu böcek halin , diğerleri ile etkileşimi anlatılır. Romandaki ruhsal ve fiziksel betimleme olağanüstüdür.

Evet, binlerce farklı enstruman kullanarak ekseriyetimizi sıradanlaştıranlar, Zülfü Livaneli’ nin orta zekalılarını, Eugene Ionesco ‘ nun gergedanlarını ve Kafka ‘ nın roman karakterini böcekleştirenleri kullanarak ekseriyetimizi ışığa bakan tavşan yaptılar. Tıpkı o gözüne ışık tutulan tavşan gibi geçici bir körlük halinde yaşıyoruz sanki. O parlak ışığın arkasındakileri göremeyen ve birazdan vurulacağının dahi farkında olamayan, hipnotize edilmiş bir yığın yetişkin kör olmuş tavşan insan var heryerde… hatta zihnimizde, yatağımızda, yan odada …

50lerde, 60larda, 70lerde hatta 80lerde doğanlarımızın yönettiği dünyamız pek te yaşamak istediğimiz bir dünya değil çünkü olması gerekenden daha az değerli insan üretebildik ve maalesef bunların bir kısmı yok edildiler, bir kısmı dönüştürüldüler, bir kısmı da küstü/vazgeçti ve yalnızlar şimdilerde. Kalanlar mücade ediyorlar tabiiki fakat azlar işte … Ve bence çocuklarımız daha iyi bir dünya yaratabilirler eğer 1- ) onlar bizlerden bunun için izin istemezlerse, 2- ) içlerindeki devrimci/yaratıcı ve özgür ruh yeterince beslenebilirse, 3- ) onların kurnazlıklarını değil ama zekalarını ve yaratıcılıklarını teşvik edebilirsek ve sonunda 4- ) o güzel gözlerine tutulan parlak ışığın yok edici etkilerini önce bizler idrak edebilir, içselleştirir ve onlara destek olabilirsek  …

Ve sonunda özgürce nefes almalarına ve kendi kararlarını almalarına izin verebilirsek  …

YAPABİLİRİZ …

Siteyi yada herhangi bir yazının içeriğini beğendi iseniz lütfen arkadaşlarınız ile paylaşınız, böylece başkaları da sitedeki yazıları okuma fırsatı bulabilir.

Previous Post Next Post

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply