Browsing Category

İç ve dış dünyalarımız

İç ve dış dünyalarımız

Kendi İç Dünyamız

Kendi iç dünyamızda mutlu olmadığımızda neler olduğunu hepimiz kendimizce biliyoruzdur. Kendi iç dünyamızı, dış dünyamıza açılan bir pencere gibi görürsek, anlamalıyız ki; o pencerenin içi ve dışı ne kadar bulanık ve kirli olur ise, dış dünyayı görmemiz, algılamamız da o kadar zor olacaktır. Tahmin edebileceğiniz gibi tesi de doğrudur.

Pencerenin iç kısmını kendi iç dünyamız, dış kısmını da dış dünyamız ile iletişim içerisindeyken bize dokunan tüm olgular olarak izah edebiliriz. “Berrakımsı bir görüntü” için hem pencerenin içinin hem de dışının mümkün olduğunca temiz olması gerektiği konusunda sanırım hemfikir olabiliriz.

Öncelikle pencerenin iç kısmına yani kendimize odaklanalım. “Berrakımsı bir görüntü” diye yazmıştım çünkü maalesef tam anlamıyla net bir şekilde olan biteni anlamak ya da tertemiz olmak mümkün değildir. Çünkü bir birey için ne öğrenilebilecekler bitebilecek, ne de olan bitenler bir ömür içerisinde tamamen idrak edilebilecektir.

Ayrıca, iç dünyamızdaki yani ruhumuzda bulunan “yaramaz çocuklar” bizi tam anlamı ile hiçbir zaman yalnız bırakmayacaklardır.

Yani okuduğumuz bir sürü kaynakta anlatılan saf, komple mutluluk ya da tertemiz bir insan ruhu yoktur, olmadı ve olmayacaktır. Kötü haber değil mi? Evet biraz… Fakat gerçek bu maalesef.

Peki madem tam anlamı ile başaramayacağız, niçin bu kadar gayet edelim ki? Nedeni; daha çok mutlu olmaktır ve bunun için de içimizdeki ” Yaramaz Çocuklar “ı mümkün olabildiğince kontrol edebilmemiz gerekecektir …

Onlar yani ” yaramaz çocuklar ”; kontrolden ve duygularımıza istedikleri gibi hüküm edememekten hoşlanmazlar. Onlar, bizimle yani duygularımızla oyun oynamak ve daima kazanmak isterler. Ben “yaramaz çocuklar” diyorum onlara.

Kimdir bu yaramaz çocuklar acaba ?

Continue Reading

İç ve dış dünyalarımız

Aile Hayatımız

Ben bir insanın yaşamındaki en önemli kararının doğru eşi seçmek olduğuna inananlardanım. Çünkü eşlerimiz bizlerin ailelerinin asıl zemini olacakır. Onlar ile uyumumuzun kalitesi tüm yaşam ve aile hayatımızın kalitesini doğrudan etkileyecek ve tüm hayatımızda sahip olabileceğiniz en önemli varlık ya da varlıklar olan çocuklar bu birlikteliğin meyveleri olarak ortaya çıkacaklardır.

Evlilik kararları alırken kendimize benzer çiftler ararız. Onu tanımaya çalışırken kendimiz ile benzer düşünceler, benzer anlayışlar ve benzer beklentileri olsun isteriz. Neden acaba? Çünkü öncelikle aynen olduğumuz gibi kalmak isteriz ve eğer bizden farklı birisi ile birlikte olur isek, önce onun ruhunu ve sahip olduğu değerleri anlamak, daha sonra ona saygı duymak ve sonunda mutlaka kendimizi değiştirmemiz gerekecektir.

Hakbuki bize benzeyen birisi için çok fazla değişmek gerekmeyecektir. Böylece kendimizi karşımızdakine mümkün olduğunca anlatırız, beklentilerimiz iyice anlaşılsın isteriz ve bu süreçte karşımızdakini pek dinlemeyiz çünkü önemli olan bizim kendimizi anlatmamız ve karşımızdakinin daha sonra tam istediğimiz gibi yani sadece bizim menfaatlerimize hizmet edecek bir şekilde davranmasını sağlamaktır.

Bu durumda neler olur acaba ?

Continue Reading

İç ve dış dünyalarımız

İş Hayatımız

İş hayatımız.

Mutsuz bir iş yaşamı, bizleri malesef mutsuz bir birey ve mutsuz bir aile yaşamı sokağına çıkarıyor.

Hiçbir şirkette mükemmel yöneticiler veya mükemmel çalışanlar yoktur. Çalışanlar ve yöneticiler daima siyah ve beyazın arasında bir yerlerdedir. Çalışanların beyaza mı yoksa siyaha mı daha yakın olacaklarına ise onların seçim süreçlerinden başlamak üzere şirketlerin üst yönetiminin hedefleri, tutumları, birikimleri ve yönetim kurullarının yöneticilerine davul ile birlikte nasıl bir tokmak vermek istedikleri ile orantılıdır.

Bence iyi bir şirket sahibi veya yöneticilerin öncelikle yaptıkları işler ile bağlantılı doğuştan bir takım yeteneklere sahip olmaları gerekir. Fakat sadece bu yetenekler hiç kimseyi iyi bir şirket sahibi yada yönetici yapmaz. Şirket sahiplerinin ve yöneticilerin önce iyi bir altyapıya daha sonra konularında uzmanlığa sahip olmaları ve ilaveten zaman alacak tecrübelerden geçmeleri ve zaman içerisinde pişmeleri gerekir.

Bu yolculukta şirket sahiplerinin, yönetici ve yönetici adaylarının, öncelikle çok çalışmaları, sürekli kendilerini yenilemeleri, dogmalara saplanmamaları, konuşmaktan daha çok dinlemeleri, araştırmaları, kendilerini hiç bıkıp usanmadan eğitmeleri, mümkün olduğunca az kirlenmeleri, cesur olmaları, risk alabilir olmaları ve yaptıkları hatalardan sürekli ve yaratıcı bir şekilde ders almaları gerekecektir. Herşeyi kendinizce doğru da yapsanız yetmeyebilir, zaman zaman başarısız olabilirsiniz çünkü biraz şansın da yanınızda olması gerekecektir.

Dikkat edin, bir çoğumuz yükselmek ve daha fazla güç için az ya da çok fedakârlıklar yapıyor ve yükseklerdeki sorunları daima göz ardı etme eğilimindeyizdir. Ben bu sorumlulukların altında ezilen birçok şirket sahibi ve üst düzey yönetici tanıdım ve tüm bu yükselme süreçlerinde hem kendilerine, hem kurumlarına, hem de orada görevli diğer bireylere çok zarar verdiler maalesef. Ve yıllar süren çaba ardından, istediklerini düşündükleri “makama” sahip olmuşlar fakat hiç ama hiç mutlu olamamışlardı. Bu arada yaşamın önemli bir kısmı da akıp gitmişti ellerinden.

Neden mi?

Continue Reading

İç ve dış dünyalarımız

Sosyal Hayatımız

Ben sanıyorum ki, bizler yaşam dediğimiz oyunu oynar iken farklı farklı kişilik maskeleri kullanıyoruz ve gerçek kimliğimiz zaman zaman gölgelenmiş oluyor. Sosyal hayat maskelerinin tipleri bulunduğumuz duruma ve görünmek istediğimiz karaktere göre değişiyor. Ve böylece bu maskeler gerçekleri saklıyor ve kendimize biçtiğimiz rollerimizin birer yansıtıcısı oluyorlar.

Hatta çoğunlukla egolarımız, “yüz ifadelerimiz” oluyorlar ve zaman zaman gerçek bizin o maskeler olduğumuza inandırıyoruz kendimizi. Çünkü o maskeler en çok süslenmiş, parlatılmış ve amaca uygun olarak hazırlanılarak ortaya çıkarılmış olanlardır. Ve hatta maskelerin yüzleri monoton değil dinamik oluyorlar ve gerçek hissettiklerimizi, söylemek ve yapmak istediklerimizi çoğunluk ile maskeliyorlar, çünkü işleri budur onların. Böylemi olmalı acaba ? bunu siz cevaplamalısınız …

“Bu maskeleri toptan çıkarıp atın” yazanları okuyor ve böyle düşünenler ile karşılaşıyorum. Bence çoğumuz için tümden maskesiz olmak imkânsızdır fakat sanırım asıl mesele; bu maskelerin hangi amaçlar için, ne kadar süre için, nasıl ve ne sıklıkta kullanıldıklarıdır?

“Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok.” ,

Mevlana